26 Kasım 2012 Pazartesi

ELLERİ HALA MANOLYA.....

Merdivenlerden  çıkarken gözleri  bir  an aynaya takıldı.  Saçlarında  biriken teller  gümüş  misali parlamakta  idi.  Aslında sadece bir ayna idi bir çokları için ama…….
Aynanın  bordo  ahşap kenarına  çiçekler  işlenmişti;  renkli  çiçekler…..
Eline  aldı  dayanamadı  götürdü  yatak  odasına koydu;   eski  kırık bir  öyküyü saklamak istercesine….
‘Saçlarımı  boyatacağım  anne kızıl  olacak…’  zeytin  rengi  gözleri  yine yaramaz  yaramaz bakıyordu.  Manolya  beyazı  ellerinde  külleri düşmek  üzere bir  sigara.
‘Saçlarımı  boyatacağım  kızıl’
Kararlı  idi  boyatacaktı  ve yaptı ,ama  annesinin  yüreğini  hoplatan kızıl  değildi  boyattığı  renk.  Hani  şu  göz  alan  seksi  bakır  kızılı  değildi.  Yaşına  yakışan ,  yeşil  gözlerine ışık atan  bir havuç  kızılı  daha doğrusu turuncusu..  Manolya teni  daha bir  ortaya çıkmıştı  sanki.
Uzun  havuç  rengi  saçları   ve  uçları  yıpranmış  turkuaz  rengi  asker botları  ile  Özlem…
Turuncu   farları  ile  Özlem….
Kadın  ve  Özlem  ilk karşılaştıklarında, kadın otuzlu yaşlarının en güzel çağında  idi, , idi ama  eşinden ayrılmıştı  ve hayat mücadelesi  içindeydi  küçük çocuğu ile. Özlem ise, boşanmış  bir  anne  baba  çocuğu  olarak  üniversiteye başlamıştı,  annesi  ile yaşıyordu.  Hayatının ortalarında bir kadın ve gencecik   bir kız  ne paylaşabilirdi ki?  Ama oldu  paylaştılar;   önce kahve fallarını, sonra  rock  barlarını…… yalnız işin ilginci   akıl veren,  sahip çıkan kadın değil  Özlem idi….Anne  babası  ayrılan tüm çocukların sahip olduğu  o  kırılgan olgunluk vardı  Özlem’ de  de…..Kadın  yıllar  içinde  aynı duruşu  kendi  çocuğunda da  görecek  ve  gözyaşlarını  içinde  gizleyecekti.
Özlem; hayatın içinde duru duruşu,  kırılganlığını  gizlemeye çalıştığı asi yılları,  rock  barların  soğuk  yıldızı. Şimdi gerilere bakınca  kadın  O’ nun aslında  meşhur  İsveçli  yıldızlara  ne kadar çok benzediğini  düşünüyor. Britt  Ekland,  Anita  Ekberg,  Ursula  Andress  gibi.   Zaman geçerken büyüdü  Özlem.  Aşklar  yaşadı  kendince; dostlukları  hep  sürdü.  Bazen  bir  bira  şişesinin eşliğinde,   bazen  kahve  fincanı  dibinde.  Ayrılıklar  girdi  araya  bazen deli  eden sevdalar  ama  sürdü  dostluk.
Derken  rock  barların soğuk yıldızı;   asi  aşkların kırılgan kızı  sakin  sessiz  bir  liman buldu  kendine,  evlenmek istedi.  Daha doğrusu evliliği düşünmeyen o  kızla  evlenmek istedi  çocuk.  Farklı  idi  karşılaştığı  tüm erkeklerden.  Kim bilir belki de Özlem için geliyordu  rock  barın  sonsuz ışıklarına.  Farklı  idiler ama iyi geldiler.  Hani  zıt  kutuplar  misali.
‘Bak  bu  evleneceğim çocuk’  dediğinde  inanamadı  kadın ama sustu;   liman bulmuştu  Özlem;  aslında  ihtiyacı olmayan bir liman.  Üç kadındı onlar  yıllar  içinde  annesi;  arkadaşı  ve  Özlem…… Seviyordu,  evleniyordu.
Güzeldi evlilik,  manolya  yüzü  ışıldıyor,  kocasını seviyordu….Zeytin  rengi  gözlerinde gölge  yoktu.  Yoktu  ama  eski  Özlem  de  yoktu  artık. Hani  kocasının aşık olduğu kız değildi  artık;  kocasının olmasını istediği kadındı….
Sonra  yıkım geldi  hayatına  yavaş yavaş…..önce  en sevdiği,  ailem dediği  kız arkadaşını  kaybetti  bir  trafik  kazasında….yıkılmıştı,  toparlanamıyordu;  iyice  uzaklaşıyordu  kendinden en çok da eski  Özlem’ den…..
Artık  turkuaz rengi  botları  da  yoktu;  havuç  rengi  saçları  da….
Ama elleri  hala manolya….
Sonra  tükenmelerin dibinde  limanı  fırtınası  oluverdi  İNANAMIYORDU…..
Evliliği  kendi  limanı içinde  fırtınaya tutulmuştu  ÖZLEM  savruluyordu…..
Savruluyordu,  savruluyordu…..elleri gözleri  kalbi  inciniyordu;  acı  yeşildi  şimdi  gözleri  ve  saçları  solgun,  acı  yeşil  gözleri
Ama elleri  hala manolya…..
Kayıyordu,  kayıyordu  dibe doğru……ve bitti……
Özlem in  evliliği  bitti…….Yıllar  geçmişti  üzerlerinden  Özlem in  ve kadının…..aynı kaderin içinden sanki farklı zamanlarda geçmişlerdi.  Sanki   aynı acının ortak yolcusu gibi…..
Ama en dibe battığı  yerde  vurdu topuğunu sertçe dibe  Özlem,  yavaşça yükselmeye başladı.
Uzak bir kente  taşındı  annesi  ile;   ve  arada  haberleşebildiler….
Bir kez de üçü  Özlem  ve  annesinin evinde  bir  araya gelip  yıllar  önce  olduğu gibi yemek yediler  gülüp söylediler…..sanki  ne  yıllar  geçmiş ne de  Özlem  büyümüş…..
Ve  elleri  inadına  manolya……
İşte  o  idi  ayna;  Özlem’ den kadına kalan ……çiçekli  kenarlı  bordo……
Bazı  çocuklar  erken büyür;  kırılgan bir  olgunlukları  vardır  ama bir yanları  çocuktur yine de …..
Ve  aslında  kimse  değil  kendileri  limandır  yüreklerine…..
Özlem şimdi  başka  bir  limanda;  saçları,  saçları;  sahi  şimdi  ne renk  acaba?   
Gözleri  derin zeytin yeşili;  daha kendi  içinde…..
Elleri  hala  manolya…. 

04.05.2012   16.57

MANOLYANIN  BEYAZ ÇİÇEKLERİNE  DOKUNDUĞUNUZDA  KARARIR…….





MANOLYA
Manolyagiller  familyasından yaklaşık 80  kadar  ağaç  ve  çalı türünün  oluşturduğu  cins. Kuzey  ve  Orta  Amerika, Himalayalar ve Doğu  Asya  kökenli olan bu  türlerin büyük bir  bölümü  süs bitkisi  olarak, bazıları  ise  odunundan yararlanmak amacıyla  yetiştirilir.
Gösterişli ve güzel kokulu çiçekleriyle  olduğu  kadar parlak kalın yapraklarıyla da güzel bir  görünüm sergileyen  M. Grandiflora  en iyi bilinen manolya türlerinden biridir. Tümüyle beyaz renkli  çiçekler  açan M. Denudata,  içi beyaz dışı eflatun mor  çiçekli M. Liliflora,  kırmızı ya da  mor  çiçekli M. Soulangeana ve kızıl renkli çiçekler  açan  M. Sieboldil  en  bilinen Asya kökenli  türleridir.

MANOLYA KOKUSU  İÇEREN  PARFÜMLER
Gucci Flora Glamorous Magnolia EDT Bayan Parfüm
Yves Rocher Magnolia
Acqua Di Parma Magnolia Nobile
L'Instant de Guerlai
Jadore

Manolya  için  hoş  bir  yazı:  http://bahcevan.com/kelebek-misali-yaprak-doken-manolyalar-vizyon-dekorasyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder