Merdivenlerden çıkarken gözleri bir an aynaya takıldı. Saçlarında biriken teller gümüş misali parlamakta idi. Aslında sadece bir ayna idi bir çokları için ama…….
Aynanın bordo ahşap kenarına çiçekler işlenmişti; renkli çiçekler…..
Eline aldı dayanamadı götürdü yatak odasına koydu; eski kırık bir öyküyü saklamak istercesine….
‘Saçlarımı boyatacağım anne kızıl olacak…’ zeytin rengi gözleri yine yaramaz yaramaz bakıyordu. Manolya beyazı ellerinde külleri düşmek üzere bir sigara.
‘Saçlarımı boyatacağım kızıl’
Kararlı idi boyatacaktı ve yaptı ,ama annesinin yüreğini hoplatan kızıl değildi boyattığı renk. Hani şu göz alan seksi bakır kızılı değildi. Yaşına yakışan , yeşil gözlerine ışık atan bir havuç kızılı daha doğrusu turuncusu.. Manolya teni daha bir ortaya çıkmıştı sanki.
Uzun havuç rengi saçları ve uçları yıpranmış turkuaz rengi asker botları ile Özlem…
Turuncu farları ile Özlem….
Kadın ve Özlem ilk karşılaştıklarında, kadın otuzlu yaşlarının en güzel çağında idi, , idi ama eşinden ayrılmıştı ve hayat mücadelesi içindeydi küçük çocuğu ile. Özlem ise, boşanmış bir anne baba çocuğu olarak üniversiteye başlamıştı, annesi ile yaşıyordu. Hayatının ortalarında bir kadın ve gencecik bir kız ne paylaşabilirdi ki? Ama oldu paylaştılar; önce kahve fallarını, sonra rock barlarını…… yalnız işin ilginci akıl veren, sahip çıkan kadın değil Özlem idi….Anne babası ayrılan tüm çocukların sahip olduğu o kırılgan olgunluk vardı Özlem’ de de…..Kadın yıllar içinde aynı duruşu kendi çocuğunda da görecek ve gözyaşlarını içinde gizleyecekti.
Özlem; hayatın içinde duru duruşu, kırılganlığını gizlemeye çalıştığı asi yılları, rock barların soğuk yıldızı. Şimdi gerilere bakınca kadın O’ nun aslında meşhur İsveçli yıldızlara ne kadar çok benzediğini düşünüyor. Britt Ekland, Anita Ekberg, Ursula Andress gibi. Zaman geçerken büyüdü Özlem. Aşklar yaşadı kendince; dostlukları hep sürdü. Bazen bir bira şişesinin eşliğinde, bazen kahve fincanı dibinde. Ayrılıklar girdi araya bazen deli eden sevdalar ama sürdü dostluk.
Derken rock barların soğuk yıldızı; asi aşkların kırılgan kızı sakin sessiz bir liman buldu kendine, evlenmek istedi. Daha doğrusu evliliği düşünmeyen o kızla evlenmek istedi çocuk. Farklı idi karşılaştığı tüm erkeklerden. Kim bilir belki de Özlem için geliyordu rock barın sonsuz ışıklarına. Farklı idiler ama iyi geldiler. Hani zıt kutuplar misali.
‘Bak bu evleneceğim çocuk’ dediğinde inanamadı kadın ama sustu; liman bulmuştu Özlem; aslında ihtiyacı olmayan bir liman. Üç kadındı onlar yıllar içinde annesi; arkadaşı ve Özlem…… Seviyordu, evleniyordu.
Güzeldi evlilik, manolya yüzü ışıldıyor, kocasını seviyordu….Zeytin rengi gözlerinde gölge yoktu. Yoktu ama eski Özlem de yoktu artık. Hani kocasının aşık olduğu kız değildi artık; kocasının olmasını istediği kadındı….
Sonra yıkım geldi hayatına yavaş yavaş…..önce en sevdiği, ailem dediği kız arkadaşını kaybetti bir trafik kazasında….yıkılmıştı, toparlanamıyordu; iyice uzaklaşıyordu kendinden en çok da eski Özlem’ den…..
Artık turkuaz rengi botları da yoktu; havuç rengi saçları da….
Ama elleri hala manolya….
Sonra tükenmelerin dibinde limanı fırtınası oluverdi İNANAMIYORDU…..
Evliliği kendi limanı içinde fırtınaya tutulmuştu ÖZLEM savruluyordu…..
Savruluyordu, savruluyordu…..elleri gözleri kalbi inciniyordu; acı yeşildi şimdi gözleri ve saçları solgun, acı yeşil gözleri
Ama elleri hala manolya…..
Kayıyordu, kayıyordu dibe doğru……ve bitti……
Özlem in evliliği bitti…….Yıllar geçmişti üzerlerinden Özlem in ve kadının…..aynı kaderin içinden sanki farklı zamanlarda geçmişlerdi. Sanki aynı acının ortak yolcusu gibi…..
Ama en dibe battığı yerde vurdu topuğunu sertçe dibe Özlem, yavaşça yükselmeye başladı.
Uzak bir kente taşındı annesi ile; ve arada haberleşebildiler….
Bir kez de üçü Özlem ve annesinin evinde bir araya gelip yıllar önce olduğu gibi yemek yediler gülüp söylediler…..sanki ne yıllar geçmiş ne de Özlem büyümüş…..
Ve elleri inadına manolya……
İşte o idi ayna; Özlem’ den kadına kalan ……çiçekli kenarlı bordo……
Bazı çocuklar erken büyür; kırılgan bir olgunlukları vardır ama bir yanları çocuktur yine de …..
Ve aslında kimse değil kendileri limandır yüreklerine…..
Özlem şimdi başka bir limanda; saçları, saçları; sahi şimdi ne renk acaba?
Gözleri derin zeytin yeşili; daha kendi içinde…..
Elleri hala manolya….
04.05.2012 16.57
MANOLYANIN BEYAZ ÇİÇEKLERİNE DOKUNDUĞUNUZDA KARARIR…….
MANOLYA
Manolyagiller familyasından yaklaşık 80 kadar ağaç ve çalı türünün oluşturduğu cins. Kuzey ve Orta Amerika, Himalayalar ve Doğu Asya kökenli olan bu türlerin büyük bir bölümü süs bitkisi olarak, bazıları ise odunundan yararlanmak amacıyla yetiştirilir.
Gösterişli ve güzel kokulu çiçekleriyle olduğu kadar parlak kalın yapraklarıyla da güzel bir görünüm sergileyen M. Grandiflora en iyi bilinen manolya türlerinden biridir. Tümüyle beyaz renkli çiçekler açan M. Denudata, içi beyaz dışı eflatun mor çiçekli M. Liliflora, kırmızı ya da mor çiçekli M. Soulangeana ve kızıl renkli çiçekler açan M. Sieboldil en bilinen Asya kökenli türleridir.
MANOLYA KOKUSU İÇEREN PARFÜMLER
Gucci Flora Glamorous Magnolia EDT Bayan Parfüm
Yves Rocher Magnolia
Acqua Di Parma Magnolia Nobile
L'Instant de Guerlai
Jadore
Manolya için hoş bir yazı: http://bahcevan.com/kelebek-misali-yaprak-doken-manolyalar-vizyon-dekorasyon

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder